Hürmüz Boğazı’nın Kapanması 5. Ayda Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiler ?

Hürmüz boğazı Amerika İran ve İsrail arasındaki savaş nedeniyle geçtiğimiz aylarda çok sert bir ambargoyla karşı karşıya kaldı. Sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında yapılan barış müzakereleri sebebiyle tekrar açıldığı duyurulmuştu ancak 2026 Temmuz’un ikinci haftası itibarıyla Amerika İran’la yaptığı barış görüşmelerinin olumsuz sonuçlandını ve ortada artık herhangi bir ateşkes anlaşmasının kalmadığını açıkladı.

Bu açıklamalar sonrasında Amerika Birleşik Devletleri başkanı Donald Trump’ın da hürmüz Boğazını korumak karşılığında artık Amerika Birleşik Devletleri’ne hürmüz boğazından geçen tüm gemiler taşıdıkları yüklerin değerinin %20’si kadar bir ödeme yapmak zorunda olduğunu söyledi. Bu durumda petrol fiyatlarının çok sert bir yükselişe girmesini sağladı.

Şu anda hürmüz boğazı oldukça büyük bir çıkmazın içerisinde. Özellikle dünyanın ihtiyaç duyduğu LNG ve petrol miktarının %20 sinin bu boğazdan geçtiğini düşündüğümüzde dünya için oldukça kırılgan bir döneme adım attığımızı görebiliyoruz.

Hürmüz boğazı neden bu kadar önemli ?

hürmüz boğazı basra Körfezi’ne Umman denizine bağlayan yaklaşık 39 km genişliğinde stratejik bir boğaz olarak biliniyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri ve önemli miktarda LNG yani sıvılaştırılmış doğal gaz akışı bu boğaz üzerinden gerçekleşiyor.


Başta Suudi Arabistan, birleşik Arap Emirlikleri, katar, Kuveyt ve Irak olmak üzere dünyanın en büyük LNG ve petrol üreticileri bu boğaz vasıtasıyla ellerindeki hammaddeyi dünyaya pazarlıyorlar. Yani anlayacağınız dünyanın enerji ihtiyacının çok büyük bir bölümü bu boğaz üzerinden karşılanıyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasıysa dünyada petrol ve doğal gaz üzerindeki baskıyı arttırırırken fiyatlarının da ciddi anlamda yükselmesini sağlıyor. Tabi bu yükseliş sadece petrol veya LNG yükselişi ile sınırlı kalmıyor. Arkamıza yaslanıp düşündüğümüzde mevcut bahsettiğimiz hammaddelerin dünyada her alanda kullanıldığını düşündüğümüzde aslında global bir enflasyonu da tetikleme potansiyeline taşıyor.

Global enflasyondaki yükseliş beklentileri ise bu sebeple artmaya başlamış durumda. Enflasyonun artması ise dünyadaki Merkez bankalarının faiz artış beklentilerini de yükseltiyor. Yükselen bu beklentiler doğrultusundaysa riskli piyasalarda ciddi baskılanmalar görüyoruz öyle ki altın kanadında bile 5600 $ seviyelerinden 3900 $ seviyelerine kadar gerileyen bir yapı söz konusu.


Türkiye ekonomisi bu durumdan nasıl etkilenecek ?

Türkiye’ye baktığımızda özellikle yukarıda saydığımız bir çok hammadde üreticisinin aksine Türkiye enerji bağlamında kendi kendine yeten bir ülke değil bu nedenle mevcut petrol fiyatının yükselmesi aynı zamanda LNG’nin fiyat bakımından yükseliyor olması Türkiye’yi doğrudan ekonomik olarak etkileme potansiyelini arttırıyor.


Özellikle akaryakıt fiyatlarının yükselmesi, doğal gaz maliyetlerinin artması ki bu durum kış aylarında daha fazla hissedilme potansiyelini masada bulunduracak, elektrik üretim maliyetlerinin artması, cari Açık’ın büyümesi ve bunlarla birlikte enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskıların artma potansiyeli masada olacak. Hatırlarsanız yazımızın önceki paragraflarında petrol fiyatlarındaki yükselişin tüm dünyada enflasyonu tetikleme potansiyeli olduğunu açıklamıştık.

Özellikle etkilerin en önemli kanadında döviz kuru ve enflasyon geliyor. Türkiye’nin enerji ithalat maliyetleri arttıkça cari açığa olan etkileri de artacaktır bu da ülke ekonomisi içerisinde bulunan döviz çıkışını hızlandıracağı için döviz talebini arttırabilir. Bu durum Türk Lirası üzerinde baskılar oluşturma potansiyeline taşıyacak. Ayrıca üretim maliyetlerinin artması ulaşım ve lojistik giderleri ile birleştiğinde enflasyonist baskıların devam edebileceğini de bizlere gösteriyor.

Yayınladığımız ayrı bir makal deyse Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan’ın 1 trilyon TL değerinde finansman paketi tam olarak bu sebeple maliyetlerin artışının yavaşlatılması istihdamın kuvvetlemesini amaçlayan bir paket olarak tekrar önümüze önemi ve detaylarıyla birlikte çıkmış oluyor.

Borsa İstabul Üzerindeki Olası Etkileri

Mevcut savaş ortamının devam Edip petrol ve LNG fiyatlarının artmasından en olumsuz şekilde etkilenme potansiyeli taşıyan sektörler havayolu şirketleri, lojistik, kimya, plastik, çimento ve enerji yoğun üretim yapan sanayi şirketleri olarak görülmeli çünkü bu şirketler hammadde olarak petrol ve LNG kullanıyorlar. Bu hammaddeler üzerindeki fiyat artışlarsa üretimi zorlaştırırken tüketiciye ilerleyen kadar maliyetleri çok ciddi şekilde arttıracağından dolayı hem satışların düşme potansiyeli hem de kar marjlarının daralma potansiyelini masada bulunduracak.

Görece olumlu etkilenme potansiyeli olan sektörlere baktığımızdaysa burada başta tabii ki petrol üreticileri geliyor devamındaysa savunma sanayi, altın madenciliği ve enerji ekipmanı Üreticiiliği mevcut riskli dönem içerisinde en karlı çıkma potansiyeli olan sektörler arasında yer alacak.

Türkiye için avantajları var mı ?

Hürmüz boğazının kapalı olması ve jeopolitik risklerin bu bölgede artmış olması dünyadaki enerji koridorlarının alternatifleri konusunda arayışlar hızlandırdı. Türkiye coğrafyası ise aranılan bu alternatif enerji koridorlarının tam ortasında bulunuyor. Coğrafi konumu sayesinde hem güvenlik hem de altyapı maliyetlerinin avantajlari sayesinde gelecekte alternatif enerji koridoru olma şansını arttıracak.

Ayrıca TANAP ve TÜRKAKIM gibi enerji hatları stratejik bir değer kazanmış durumda. Bahsettiğimiz bu enerji hatları halihazırda Türkiye üzerinden Avrupa’ya petrol ve LNG transferi sağlıyor bu da yine bahsettiğimiz gibi hem Türkiye’nin jeopolitik değer değerini arttırırırken hem de masada söz sahibi olmasını da sağlıyor.

Sonuç olarak baktığımızda hürmüz boğazının tamamen kapanması yalnızca Orta Doğu’ya değil küresel enerji piyasalarını ve Türkiye ekonomisinde doğrudan etkileyen yüksek etkili bir senaryo olarak görülüyor. Enerji maliyetlerinin artması dünya genelinde bir enflasyon dalgası da tetikleyebilir özellikle bu enflasyon dalgası sırasında dünya Merkez bankalarının faizleri arttırması riskli piyasalarda da büyük baskılanmaları beraberinde getirebilir. Bahsettiğimiz tüm bu detayların devreye girmesi içinse mevcuttaki hürmüz Boğazını kapalı kalmaya devam etmesi ve gerginliklerin tırmanması gerekiyor aksi halde ekonomiler hızla toparlanma aşamasına geçerken hammadde fiyatlarındaki düşüşle birlikte enflasyon da global çapta olması gereken seviyelere geri çekilecektir diyebiliriz.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir